2003 yılının yanlış hatırlamıyorsam eylül ayıydı. İngiltere'deki bir meslektaşım bana bir kitaptan bahsetmişti. Authentic Happiness. Yazarı Martin Seligman. Ben bu ismi nerden hatırlıyorum yahu diye düşünürken aklıma gelivermişti. Bu adam Öğrenilmiş Çaresizlik'ten bahseden adam değil miydi? O zamanlar çalıştığım yerde son derece mutsuz biçimde dolanıyor, yapmak istediğim şeyin bu olmadığını düşünüyor ve ne yapsam da bu yerden kendimi kurtarsam diye kafada kurup duruyordum. Babamı kaybedeli 9 ay olmuştu ve hayatımdaki büyük soruları bir kez daha sormaya başladığım bir dönemden geçiyordum..
Tam da bu gibi hayatın temelini didikleyen sorularla meşgulken kafam, sırf Rob söyledi diye, şu İngiliz meslektaşım, dostum, kitabı amazondan istedim. 2-3 gün sonra kitap kapımda belirdiğinde ne istediğimi bile unutmuş olacak kadar dalgınlaşmıştım. Kutuyu açınca hatırladım, "şu kitaaap" diye.
Ve işte o kitabın o gün o an kapıma gelmesiyle birlikte ben de bu kitabın bana tanıştırdığı "pozitif psikoloji akımının tam da göbeğinde buldum kendimi. Göbeğine doğru ben hızlı bir giriş yaptım aslında. Ne var ne yoksa bu konuda yazılmış, okumaya başladım. Okumak yetmedi, kongrelerine gitmeye başladım. Yetmedi bu konuda eğitimler, koçlukta kullanabileceğim araçlar yaratmaya ve uygulamaya başladım. Bir süre sonra farkettim ki bu konulardan bahseden çok az kişiden biriydim ve konu çok ama çok ilgi çekiyordu. Ben de fırsatının tanındığı her yerde ya da benim fırsatını yarattığım her durumda karşıma çıkanlara Pozitif Psikolojinin anlattıklarını, bir bakıma belki de herşeyin dayandığı şu Mutluluk Formülünü anlatmaya başladım.
Bu blogda da konuyla ilgili bildiklerimi, kendi denediklerimi ve deneyimlediklerimi anlatmaya gayret edeceğim.
Bu blog aracılığı ile anlatmak, paylaşmak ve okuyan olursa okuyanların ilintili deneyimlerinden öğrenmek sanırım başlangıç için yeterli olacaktır. Ben bu konuyu ve bu konu hakkındaki alt konuları "bilimsel" bazı olan biçimde paylaşmayı seviyorum. "haydi elele tutuşalım ve mutlu olalım" ekolünden değilim. Benim için veriler, istatistikler önemli. Araştırmaların çok az prim yaptığı bir ülkede yaşıyor olmanın verdiği eksiklikle belki, belki de aldığım psikoloji eğitimimin bana kazandırdığı "araştırma sonuçlarına göre" düsturundan olsa gerek, dayanağı olmayan birşeyden bahsetmekten haz almıyorum. O yüzden burada bahsedeceğim temel taş niteliğindeki konuların hep bir referansı olacak. Bir gün ben de pozitif psikolojinin türkiyede araştırma alanı bulmasına katkı sağlayabilirsem sanırım bunca çabanın anlamı bu olacaktır..
4 Şubat 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
yeni yazıları bekliyoruz :)
YanıtlaSil